Kullanıcı Girişi
Kullanıcı Adı :
  Şifre :
   
[Şifremi Unuttum] [Yeni Üyelik]
Ana Sayfa Editör Hakkımızda Arşiv Resim Galerisi Duyurular Yazarlar Arama Satış Noktalarımız İletişim
 
KONULAR
  Arıtma
  Atıklar
  Biyoçeşitlilik
  Biyografi
  Biyoloji
  Botanik
  Buzullar
  Çevre
  Çevre Eğitimi
  Çevre Kirliliği
  Çevre Yönetimi
  Coğrafya
  Dalyan
  Deneme
  Doğa
  Doğal Ürünler
  Eğitim
  Enerji
  Evren
  Evren
  Fuar
  Gezi
  Gıda
  Haber
  İklim Değişikliği
  İletişim
  Jeoloji
  Kalkınma
  Katı Atıklar
  Kent
  Kimyasal
  Kirlilik
  Kültür
  Mikrobiyoloji
  Müze
  Organik Tarım
  Peyzaj
  Psikoloji
  Radyoekoloji
  Röportaj
  Rüzgar enerjisi
  Sağlık
  Sanat
  siyah sancak hack team
  Spor
  Su
  Su Ürünleri
  Sulak Alan
  Tanıtım
  Tarih
  Tarım
  Teknoloji
  Temiz Enerji
  Toprak
  Turizm
  Yeşil İşler
  Zooloji



 



Başlık : Tarihi Yapılarda Çevre Kirliliği
Yazar : Yıldırım Uşaklıgil    
Sayı : 22. Sayı (Nisan - Haziran 2009)
Konu : Tarih


"Lütfen çöplerinizi saat 17`den sonra buraya atınız" ... Belediyesi.

Yazıyı bu şekliyle okuduğunuzda her şey normal.

Ya bunu tarihi bir çeşmenin üzerindeki taşa beton çivileriyle çakılmış metal bir levha üzerinde görürseniz…

Herhalde en az benim kadar vicdanınız sızlayacak ve ızdırap duyacaksınız bu manzara karşısında.

Yıllar önce Anadolu şehirlerimizden birinde gezerken gördüğüm bu levha halen gözlerimin önüne gelir. Güzel, şirin bir şehrimizin merkezinde bulunan tarihi bir çeşme, belediyesinden onarılmayı, suyuyla yeniden hayat bulmayı beklerken, böyle bir levhayı onun üzerine kondurmak reva mı? Yapılanlar bir levhadan ibaret kalsaydı belki beni bu ölçüde etkilemeyecekti. Ama daha kötü bir durum söz konusuydu. Çeşmenin yalağı kırılmış, oluğun bulunduğu aynalığa planlı bir şekilde kocaman bir çöp bidonu yerleştirilmişti. Bu manzara onu yaptıranların ruhunu incitiyor olmalıydı. Bu levhayı asanlar ve tarihi çeşmeyi bir çöplüğe dönüştürenler, aslında tarihe olduğu kadar çevreye de saygısızlığın ibretlik bir manzarasını sergiliyordu.

Bir türlü unutamadığım bu hatıramın üstünden tam 15 yıl geçti. "Artık pek çok şey değişti" diye düşünürken, geçenlerde tanık olduğum benzer bir manzara içimi kanattı yine. Yer bu kez, 2010 yılında Dünya Kültür Başkentliğini yapacak mega şehrimiz Istanbul. Üstelik, Beyoğlu ve Galata Kulesi`nin çok yakınında bulunan eski bir çeşme. Etrafta turistler geziyor. Sokağın köşesinde yer alan bu tarihi çeşmemiz bulunduğu mekanı süsleyecek kadar güzel. Fakat o da bir çöplük haline gelmiş durumda. Aynalıklarının önüne konulan çöp konteynırlarına konulan çöpler dışarı taşıyor. Buna sebebiyet veren, böyle bir tarihi yapıya ve içinde bulunduğu tarihi dokuya ne büyük bir kötülük ettiklerinin farkında mıdırlar acaba?

Tarihi çevrenin tahribatına ve eski eserlerimize karşı ilgisizliği gösteren bu iki küçük anekdot aslında benim de pek hatırlamak istemediğim anılarım. Fakat, hoşumuza gitmeyen hatıralarımızı unutarak, yahut çirkinlikleri görmezden gelerek çözülmüyor problemlerimiz. Tarihi çevrelerin kirlenmesi de bunlardan biri. Bunun için sürekli hatırlamak, yetkileri uyarmak ve problem çözülünceye kadar da takip etmek gerekiyor.

Takdirle belirtmeliyim ki, son yıllarda tarihi yapılarımızda yoğun bir restorasyon faaliyeti gözlenmektedir. Yılların ihmaline uğramış vakıf eserlerinin çevreleriyle bir bütün olarak yeniden hayat bulmaları insanı gerçekten mutlu ediyor. Ancak, sadece restore etmek bu eserlerin hayat bulması ve sürekli korunmaları için yeterli olamıyor. Bunun için toplumun ileri düzeyde bilinçlenmesi ve tarihi eserleri sahiplenmesi de gerekiyor. Aksi halde pek çok unsur tarihi yapıların niteliğine zarar vermekte ve tarihi çevrelerin görüntüsünü kötü şekilde etkilemekte. Böylece, büyük maliyetlerle restore edilseler bile pek çok eser kısa zamanda yeniden yıpranıyor ve tarihi niteliğini de büyük ölçüde yitiriyor. Tarihi anıtlara yazılan çirkin duvar yazıları, gelişigüzel asılan veya monte edilen reklam tabelaları, hava kirliliğinin yol açtığı cephe kirlenmeleri gibi sayılabilecek pek çok etken bu eserlere zarar vermenin yanında, tarihi çevrelerin kirlenmesine de sebep olmaktadır. Bunun için öncelilikle yerel idarelerin bu konularda gereken hassasiyeti göstererek, özellikle bu türlü olumsuz etkilerden tarihi eserlerimizi korunması beklenmektedir. Ancak unutulmamalıdır ki tarihi eserler ve onların oluşturduğu tarihi çevreler insanlığın ortak değeridir. Bu kültürel miras, bize geçmişimizin bir emaneti olduğu kadar gelecek nesillerin de beklentisidir. Ã?yleyse tarihi çevreleri temiz tutmak, tarihi anıtları tahribata karşı korumak, gerektiğinde yetkileri uyarmak hepimizin görevidir.

* y.usakligil@hotmail.com



  İlgili Resimler  

 





 
 
© Copyright 1991-2010 Ekoloji. Mürselpaşa Bulvarı 1265 Sokak No:10/10 Basmane-Konak-İZMİR/TÜRKİYE
Tel: 0 (232) 445 99 99 Fax: 0 (232) 445 31 31
E-posta: editor@ekolojimagazin.com
Forex Robotu | Expert Advisor Forex Search Engine