Kullanıcı Girişi
Kullanıcı Adı :
  Şifre :
   
[Şifremi Unuttum] [Yeni Üyelik]
Ana Sayfa Editör Hakkımızda Arşiv Resim Galerisi Duyurular Yazarlar Arama Satış Noktalarımız İletişim
 
KONULAR
  Arıcılık
  Arıtma
  Atıklar
  Biyoçeşitlilik
  Biyografi
  Biyoloji
  Botanik
  Buzullar
  Çevre
  Çevre Eğitimi
  Çevre Kirliliği
  Çevre Yönetimi
  Coğrafya
  Dalyan
  Deneme
  Doğa
  Doğal Ürünler
  Eğitim
  Enerji
  Evren
  Evren
  Fuar
  Gezi
  Gıda
  Haber
  İklim Değişikliği
  İletişim
  Jeoloji
  Kalkınma
  Katı Atıklar
  Kent
  Kimyasal
  Kirlilik
  Kültür
  Mikrobiyoloji
  Müze
  Organik Tarım
  Peyzaj
  Psikoloji
  Radyoekoloji
  Röportaj
  Rüzgar enerjisi
  Sağlık
  Sanat
  Spor
  Su
  Su Ürünleri
  Sulak Alan
  Tanıtım
  Tarih
  Tarım
  Teknoloji
  Temiz Enerji
  Toprak
  Turizm
  Yeşil İşler
  Zooloji



 



Başlık : Alg Patlaması
Yazar : Özkan Gübe    
Sayı : 34. Sayı (Nisan - Haziran 2012)
Konu : Kirlilik


İzmirliler sıcak bir Sonbahar günü Körfez’in belirli yerlerinde su yüze-yinde bir kızıllık olduğuna tanıklık etti. Bu şaşırtıcı manzarayı görenler-den bazıları hemen basına haber verdi, bazı meraklılar bu ilginç görünen kızıl dalgaların fotoğrafını çekti, bazıları da bunu bir deprem alameti olarak saydı. Acaba deniz yüzeyinde aniden görülen bu değişim bir tehlikenin habercisi miydi? Aslına bakılırsa bu kızıllığın nedeni alg adı verilen minik canlılardı. Algler, bize tabiatın kirlendiğini, sudaki hayatın çok zor bir durumda olduğunu ve ekolojik dengenin bozulduğunu aslında tam olarak anlayabileceğimiz bir şekilde denizi kızıla boyayarak yani kırmızı alarm vererek gösteriyorlardı.

 

Bazı göllerde ve denizlerin kıyı kesimlerinde sık sık ortaya çıkan ve alg patlaması (algal bloom) olarak adlandırılan bu durum, alglerin suyun rengini, kokusunu ve ekolojik dengesini bozacak şekilde ani bir yoğunluğa ulaşmasıdır.

 

Tek hücreli ve ipliksi şekillerden daha büyük yapıda olanlara kadar çeşitli görünüme sahip alglerin asıl yaşam alanı sulardır. Sıcak su kaynaklarından buz ve kar yüzeylerine kadar değişik su ortamlarında onlara rastlayabiliriz.

 

Sahip oldukları pigmentleri ile algler, güneş ışığından yararlanarak karbondioksit ve suyu etkin bir şekilde karbonhidratlara çevirerek çoğalırlar. Bu şekilde, birçok sucul canlı için besin kaynağı oluştururlar. Ayrıca, suda çözünmüş oksijenin de artmasını sağlarlar. Öyle ki, okyanuslarda bulunan algler, tüm dünyanın ihtiyacı olan oksijenin % 70’ini üretirler. Bu yüzden, bu müthiş canlıların biyokütle ve oksijen üretimine olan katkıları ekolojik olarak büyük önem taşımaktadır.

 

Alglerin çoğalması, ışık, sıcaklık ve besin gibi bazı çevresel faktörlerin etkisi ile belirli bir düzeyde kalır. Atık suların arıtılmadan deniz ve göllere verilmesi ve bazı doğal etmenler (atmosferden difüzyon ile suya karışan azot, aşırı buharlaşma ve kayaların aşınması gibi) sonucunda, çok miktarda patojen mikroorga-nizma, çeşitli organik maddeler  ve azot, fosfor, potasyum gibi maddeler su ortamını kirletir. Böylece, kirliliğin arttığı denizlerin kıyı kesimlerinde ve göllerde diğer sınırlayıcı faktörlerin de ortadan kalkmasıyla birlikte alglerin üreme hızı aşırı bir şekilde artar.

 

Alglerin hızla çoğalıp su yüzeyini kaplaması ile güneş ışınlarının suyun alt tabakalarına geçmesi engellenir. Fotosentezin sadece üst kısımlarda gerçekleşebilmesi ve besin maddelerinin de zenginliği nedeniyle bu sınırlı bölgede, çok yoğun bir su yaşamı oluşur.  Böylece, suyun bulanıklığı artar, fotosentez derecesi alt kısımlarda iyice düşer ve buna bağlı olarak sudaki oksijen azalarak, dip (bentik) kısımlarda sınırlayıcı bir özellik kazanır. Bu sürecin sonunda, dip bölgede yaşayan canlıların önemli bir bölümünde ani ölümler gerçekleşir ve su ekosistemi bozulur.

 

Yıllardır endüstriyel atıklar, akarsuların getir-diği tarımsal mücadele ilaçları ve diğer kimyasal atıklar, doğal ve sentetik gübreler ve daha birçok etken İzmir Körfezi`ndeki kirliliği had safhaya çıkarmıştır. Körfeze bıra-kılan atıklarla ilgili olarak son dö-nemlere kadar gerekli önlemler alınamadığı için, bu durum İzmir Körfezi`nde aşırı kirlenmeye neden olmuştur. Yakın geçmişe kadar denizin berraklığı tümden kaybolmuş ve körfezde su hareketliliğinin çok az olduğu kısımlarda alg patlaması (kızıl-dalga) sık sık görülür olmuştur.

 

Körfez kirliliğini azaltmak ama-cıyla, İzmir genelindeki tüm evsel ve endüstriyel atık suları toplayarak biyolojik arıtmaya tabi tuttuktan sonra körfeze verilmesini sağlayan Büyük Kanal Projesi 2000 yılında devreye girmiştir. Böylece, körfezin kirlilik yükü büyük ölçüde azaltılarak onun eski berraklığına dönmesi hedeflenmiş ve kötü kokular büyük ölçüde giderilmiştir. Bu proje sonrasında bu tür olaylar daha seyrek görülmüştür.

 

Bununla birlikte, bu proje sadece biyolojik arıtma yapmak için tasarlandığı için arıtıldıktan sonra denize geri verilen su hala ağır metaller ve diğer zehirli kimyasallarla yüklüdür. Kimyasal arıtmanın yapılmaması ve denizin taban çamu-rundaki ağır metallerin yeterince seyrelmemiş olması nedeniyle körfezin bazı bölgelerindeki sedimentlerde, deniz suyunda ve deniz canlılarında tespit edilen zehirli kimyasal kalıntılarının ve toksik ağır metallerin seviyeleri hala bu projeden önceki değerlere yakındır. Körfez, her ne kadar renk ve koku olarak normal bir denize benzemeye başlamışsa da yine de buradan çıkarılan midyeler ve tutulan kefal balıkları sağlık açısından risk taşımaktadır.

 

Tabiatın korunması ve su kirliliğinin en aza indirilmesi için öncelikle birey olarak hepimize büyük sorumluluklar düşmektedir. Sivil toplum kuruluşları, özel sektör, üniversite ve kamu kuruluşları su kaynaklarının korunması için uygulanabilir hedefler belirlemeli ve bu yönde çeşitli sosyal sorumluluk projeleri ortaya koymalıdırlar. Sanayiciler, tarım ile uğraşanlar, balıkçılar ve diğer üretim sektörleri daha çevreci üretim sistemleri için teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.

 

Doğanın dengesini bozan insanoğlu, kendini doğadan ayırıp ona hükmedeceği yanılgısına düşmüştür. Hâlbuki insan, algısını değiştirip kendi kimliğini ve gerçekte  “ne olduğunu”  keşfederse doğadaki gerçek yerini bulacaktır. İşte insanın bu konumu; bir elmanın, bir ağacın, bir hayvanın değil, sadece bizim yapabileceğimiz bir sorum-luluk duygusudur.

 

Kaynaklar:

1. İzmir Körfezi (Ege Denizi) Mikroplank-ton’unun Vertikal ve Horizontal Dağılımına Kirlili-ğin Etkisi, Fatma Sabancı, Tufan Koray, E.Ü. Su Ürünleri Dergisi 2001; 18 (1-2): 187-202

2. The Ocean World of Jacques Cousteau, Quest For Food , World Publishing Comp, ABD, 1973

3. Göllerde Ötrofikasyon ve Çözüm Önerileri, Mehmet Karpuzcu, Gebze YTE

4. http://botany.si.edu/projects/algae/Bilim ve Teknik, Şubat 1995, sf. 69

5. http://serc.carleton.edu/microbelife/topics /redtide/index.html



  İlgili Resimler  

 





 
 
© Copyright 1991-2010 Ekoloji. Mürselpaşa Bulvarı 1265 Sokak No:10/10 Basmane-Konak-İZMİR/TÜRKİYE
Tel: 0 (232) 445 99 99 Fax: 0 (232) 445 31 31
E-posta: editor@ekolojimagazin.com
Forex Robotu | Expert Advisor Forex Search Engine